| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

isimsizkahraman

Yazılar

GTA VİCE CİTY


Get your own Chat Box! Go Large!

http://www.cheating.de/screenshots/large/pc/g/gta_vice_city_cover.jpg

Grand Theft Auto. Araba soygunu. Araba çalmak için bir insanın deli oması gerekir. Çünkü elbet bir yerde yakalanacaktır. Bu işi hobi haine getirmiş insanlar da vardı. Arabayı çalarlar, parçalara ayırıp satarlar. Bu iş sonucunda ise belki arabanın değerinden daha fazla para elde ederler. Bazı ülkelerde araba hırsızlığı çok ileri düzeydedir. Konumuz bu değil elbette. Konumuz GTA denen, bugüne kadar yapılmış en detaylı ve eğlenceli oyun.

GTA ilk çıktığı zamanlar, kuş bakışı görüntüsüyle bizleri çok etkilemişti. O zamana göre, müthiş bir serbestlik sunuyordu. Gençlerde her zaman kötü birşeyler yapıp dikkat çekme isteği vardır. GTA, bu yüzden çok sevildi ve oynandı. GTA’dan sonra bir ikincisi gelmişti. Yine kuş bakışı görüntüler, ama bu sefer cilalanmış olarak geldi önümüze. Biz onlarla uğraşırken de, Rockstar Games denen dahi yapımcı grubu, GTA 3 için çalışıyordu. GTA 3′ün yapımının bitmesine az kala, haberleri yayıldı. Söylenenlere kimse inanmıyordu tam olarak. Şahsen ben hiçbirine inanmamıştım. Çünkü inanılmaz bir serbestlikten bahsediliyordu. Yoldan geçen her arabayı çalabileceksiniz, radyo kanallarını istediğiniz gibi değiştirebileceksiniz, yayalarla etkileşime girebileceksiniz ve istediğiniz gibi ortalığı dağıtabileceksiniz. Hal böyle olunca, herkesi bir telaş sardı ve beklemeye koyuldu. Tüm bu bahsedilen şeyler, 3 boyutlu ve canlı bir dünyada olacaktı. Nefesler tutuldu ve GTA 3 piyasaya çıktı. Herkes evlerine kapandı, yataklar tozlandı, mouse’lar aşındı. Geceler geceleri kovaladı. Bir süre sonra GTA 3 heyecanı kaybolmaya başladı. Ama artık o heyecan, yeniden körüklenecek. Çünkü GTA 3 için yeni bir kardeş geldi, GTA Vice City!

Artık herşey daha detaylı, daha büyük, daha eğlenceli ve daha parlak. Oyun daha önce konsollarda çıkmıştı. Gören görmüştür tabi. Meraklısı çok. Ama PC versiyonu hepsinden başka. İsterseniz hemen PC versiyonunun avantajlarından bahsedelim. PC versiyonunda, mouse sayesinde çok kolay hareket edebilirsiniz. İstemediğiniz kadar tuş da emrinize amade, hem de rahatınıza uygun bir şekilde. Ayrıca donanımınızın izin verdiği ölçüde, grafikleri istediğiniz gibi ayarlayabiliyorsunuz. Monitör de destekliyorsa, istediğiniz çözünürlüğe çıkabiliyorsunuz. Son çıkan ekran kartları ve deli gibi RAM’ler sayesinde de görülebilir uzaklık oldukça fazla olabiliyor. Ayrıca internetten resmi siteyi takip ederek, yeni skinler, müzikler, araçlar ve benzeri eklentiler indirebiliyorsunuz. Replay seçeneğiniz var ve EAX 3.0 desteği sayesinde, sadece grafiklerle değil, seslerle de mest olabiliyorsunuz. İşte PC farkları burada.

Oyunun ön incelemelerinden, TV programlarından ve benzeri yerlerden zaten detayları biliyorsunuz. Ben PC versiyonunun farklarına öncelik vermek istedim. Oyun konsept olarak aynı zaten. Yine görevler alıyoruz, yine araba çalıyoruz ve görevleri istediğimiz gibi yerine getiriyoruz. Tabi ki bunlar kuru kuruya olmuyor. Yeni yeteneklerimiz de var. Artık motorsikler gibi değişik araçlar da kullanabiliyoruz. Kazandığımız paralarla mekan kiralayıp, işletebiliyoruz. Buna benzer harika eğlenceli şeyler eklenmiş oyuna. Asla sıkılmayacaksınız. Önceki oyunda, görevlerden sıkılan taksicilik, ambulans şoförlüğü ve hatta polislik yapabiliyordu. Bu oyunda da aynen bunlar devam ediyor. Hatta daha da heyecanlı bir şekilde. Çünkü yeni özellikler de eklenmiş oyuna. Ben herşeyi burada önünüze sermek de istemiyorum. Oyunun kalitesi belli, ben burda oyunu yerden yere vursam da, binlerce kişi gidip alacaktır. Bu nedenle oyunun zevkini kaçıracak şeylerden bahsetmek istiyorum. Birisi bana bir oyundaki çok iyi ve süpriz, şok edici noktalardan bahsetseydi, sinirlenirdim ve oyundan alacağım zevk baltalanırdı.
Vice City’i yükledikten sonra, ilk izlenimlerim hep olumlu yönde oldu. Oyun artık daha detaylı ve renkli idi. Hatta daha aydınlık, ışıklı da diyebiliriz. Grafik motoru aynı zaten, sadece üzerinde değişiklikler, modifiyeler yapılmış. İyi de edilmiş denebilir. Fizik kuralları bir hayli iyi işlemekte. Araba içindeyken, arabasına göre kullanımları da değişiyor. Koskocaman bir kamyon zor dönerken, sağlam bir Viper ile yolları birbirine katıveriyorsunuz. Yaya olarak da, ilk oyundaki gibi silah kullanabiliyorsunuz. Ancak, bu kez hareketler daha esnek olmuş. Bina içleri de oyuna yeni eklenen bir özellik. Dışarısının güzelliği gibi, içerisi de oldukça detaylı yapılmış. Dışarıdan içeri girerken ufak bir yükleme oluyor, bu dışarı çıkarken de tekrarlıyor tabi. Sıkıcı değil, RAM’iniz fazlaysa görmezden bile gelebilirsiniz. PC’de kısa süren bu yükleme süreleri, konsolda daha uzun sürüyor. Sağlam RAM’ler ile hiç yükleme olmamasını bile sağlayabilirsiniz ki bazen bende yükleme yapmadı. Sebebini bilmiyorum.

Şehir eskisinden çok daha canlı. Binalar gerçekten bina olduklarını hissettiriyor. Dev gibi gökdelenler, sanki üzerinize geliyorlarmış gibi. Diplerindeyken yukarı baktığınız zaman içiniz tuhaf oluyor. Yolda gördüğünüz kişiler de, mümkün olduğunca birbirinden farklı yapılmış. Hareketleri çok gerçekçi, sizin hareketlerinize de vakit kaybetmeden tepkilerini veriyorlar. Görevleri yapmadan, sırf etrafı dolaşsanız bile, saatlerinizi bu oyuna vermeniz gerekiyor. Şehir alanı da katlandıkça katlanmış gibi duruyor. Kesin boyutlarını bilmiyorum ama oldukça büyük olduğu kesin. Neyse ki hava taşıtları oyuna eklenmiş, yoksa uzun yollar bir işkence olabilirdi. Deniz taşıtlarındaki sorun da bu oyunda ortadan kaldırılmış. Bazen durduk yere denize düşebiliyordunuz veya botun içinden geçebiliyordunuz. Binip inmek de sancılıydı. Bütün bunlar bu oyunda geride kalmış.

Nelerden bahsetmeliyim bilmiyorum ki. Oyunda tonlarca şey var. Oyunda orta hızda bir araba kullanmak çok keyifli. Kontroller çok kolay. Herşey yerli yerinde zaten, asla zorluk çekmiyorsunuz. Arabanın diğer arabalar arasından süzülerek geçmesi, virajları tam almak gibi sürüş keyfi, oyun tarafından size her saniye yaşatılıyor. Görevler gittikçe zorlaştığından, her zaman da tetikte olmanız gerekiyor. Arka sokaklarda neler oluyor bil bilseniz <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_smile.gif' /> Arka sokak kavgaları bu oyunda daha bir çetin geçmekte. Cepleriniz dolu gitmeniz, hatta bagajı da doldurmanız iyi olacak gibi. Oyunu oynarken ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Grafikler. Oyunun en çarpıcı yanı. İlk oyundan pek farkı yok aslında. Tarih geriye gittiğinden, tarz da geriye gitmiş. O yılları yansıtan kıyafetler, arabalar ve binalar var. Ama herşey harika görünmekte. Görülebilir uzaklık maksimum olduğu zaman, yaşayan bir şehir ayaklarınızın altında oluyor. Arabaların hasar modellemesi de çok iyi. Karakterler de çok iyi modellenmiş. Nasıl biri olduklarını tiplerinden anlayabiliyorsunuz. Hareketleri de yine laubali, yine salına salına. Grafiklerde hiç sorun yaşamadım. En sevdiğim grafik efekti ise batan güneşin ekrana yansıması. Kırmızı bir renk, arabadan ve parlak yüzeylerden yansıyor falan. İnsanın içini rahatlatıyor gerçekten de.
Sesler, bahsedilemeyecek kadar başarılı. Karakter seslendirmelerini profesyonel aktörler yapmış. Bunu zaten ilk oyundan da biliyorsunuz. Her karakterin ses tonu, kendinine uygun. Bu kadar uygun olması, bazen inanılmaz bile olabiliyor. Olaylara göre ses tonlarındaki değişimler, işin profesyonel ellerden çıktığının kanıtı. Müzikler ise ayrı bir olay zaten. Oyunun Soundtrack’i 6 CD olarak çıktı. Her tarz için bir disk. Oyunda tonlarca müzik var. Profesyonel DJ’ler tarafından hazırlanan birbirinden güzel parçalar eşliğinde suç işliyorsunuz. İstediğiniz gibi değiştirebiliyorsunuz tabi.

Tüm bunlar, beraberinde dehşet bir sistem ihtiyacı istiyor. GTA 3′ten bu yana çıta biraz yükselmiş gibi. Ülkemizde olmasa da, yurt dışında öyle olacak ki, oyunu yapan kişiler biraz daha yüksek sistem istemişler oyun için. 2Ghz bir işlemciye kesin gözle bakıyorum ben. Ama 1Ghz olsa da çalışmıyor değil. 256Mb RAM olmazsa olmazlar arasında. 32Mb ekran kartı da ne derece yeter bilmiyorum ama, kalabalık ortamlarda herşeyin çakılmasına yeter gibime geliyor. En azından bir Geforce 4 Ti 4200 veya dengi bir ekran kartı gerekiyor diye düşünüyorum. Oyunu adam gibi oynamak için tabi. Herşey kapalı iken ve en alt çözünürlükte hızlı çalışan oyunları gören bazı akıllılar, hala beni yalanlamaya çalışıyor. Oyun dediğin, full detaylarda oynadığın şeydir. Tadı öyle çıkar. Bazı oyunlar düşük detaylarda ultrason gibi görünmekteler ama bu oyunda detayları ne kadar düşürürseniz düşürün, genel kaliteden pek ödün vermiyor.

Dil bilmek de oyundan maksimum zevk almak için gerekli. Ortada dönen dolaplara kulak kabartmak lazım. Çoğu kişi eminim bu oyunu etrafta dolaşmak için oynayacaktır. Ben bile bazen canım sıkıldığı zaman GTA 3′e girip arabayla dolaşırdım, birkaç akrobatik hareket yapardım. Gerçek hayatta olmayacak şeyler bunlar. O yüzden, bu oyun emsalsiz bir oyun. Size sonsuza yakın özgürlük sunuyor. Yapabileceğiniz o kadar çok şey var ki, bunları anlatmak için binlerce sayfa gerekir. Çoğu detayı atladım, bilerek. Oyunun sizi biraz da şaşırtmasını istiyorum. Zevki öyle çıkıyor.

Yazıyı burada bitirelim ki, artık herkes oyuna geçebilsin. Alın veya almayın demiyorum, herkes ne yapması gerektiğini zaten biliyor <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_smile.gif' />


Download:
http://rapidshare.com/files/56685543/GTAVC_by_yapma_be.part1.rar
http://rapidshare.com/files/56691368/GTAVC_by_yapma_be.part2.rar
http://rapidshare.com/files/56694732/GTAVC_by_yapma_be.part3.rar

Şifre:
www.yapma.be

Download:

http://rapidshare.com/files/41398042/GTAVC.part1.rar
http://rapidshare.com/files/41425425/GTAVC.part2.rar
http://rapidshare.com/files/41438403/GTAVC.part3.rar

Password:
Warez-bb.org


Create Your Glitter Text

Age of Empires II: The Age of King


Get your own Chat Box! Go Large!

15

Ocak

13 yaş ve üstü için uygundur; kaba ve argo dil içerebilir.

LAN ortamlarında günler ve geceler boyunca oynadığımız, internette birbirimize meydan okuduğumuz Microsoft Games ve Ensemble Studios tarafından hazırlanan efsanevi oyun Age of Empires’ın devam oyunu olarak karşımıza çıkan Age of Kings, ilk başta serinin devamı gibi gözükse de, aslında bir çok açıdan yeni bir oyun sayılır. Özellikle bir genişletme paketi olarak ele alamayacağımız The Conquerors paketi ile bir çok özelliği geliştirilmiş ve beş tane yeni ulus eklenmiş hali ile Age of Kings, gerçek zamanlı strateji severlerini doyuracak gibi gözükmekte.

Oyunda standart Age of Kings ile oynadığınızda oynayabileceğiniz uluslar şu şekilde :

Britons, Byzantines, Celts, Chinese, Franks, Goths, Japanese, Mongols, Persians, Saracens, Teutons, Turks ve Vikings. The Conquerors genişletme paketi ile birlikte gelen beş yeni ulus ise şu şekilde :

Aztecs, Huns, Koreans, Mayans ve Spanish.

Hepsinin kendilerine göre ayrı ayrı özellikleri bulunan bu uluslarla oynarken herhangi birinin bir diğerinden daha üstün olmadığını farkedeceksiniz, yani gerek standart oyunda, gerekse de genişletme paketinde programcıların özellikle dikkat ettikleri nokta ulusların birbirleri ile dengeli olabilmesi, birinin diğerinden üstünlüğünün olmaması. Bu açıdan oldukça başarılı bir oyun.


Create Your Glitter Text

2008


Get your own Chat Box! Go Large!

NHL, yeni sezona güzel bir “Merhaba” diyor.

Bazı zamanlar farklı oyunlar ararım. Bunu kimi zaman bir platform oyunu, kimi zaman macera oyunu veya spor oyunu verebilir. Genel olarak PC’de veya konsolda oynadığım spor oyunları basketbol veya futbolla alakalıdır. Arada sırada farklı spor dallarındaki yapımlara el atarım. Değişik bir tat verebilirler. Hep alışık olduğunuz diğerlerinden oynaması daha farklı olur. Keşfedersiniz, hatta iyice alıştığınız zaman hoşunuza gider yenisini beklersiniz. Benim NHL serisiyle tanışmam aslında böyle bir durumla başladı. Hiç ilgim alakam yoktu. Ama biraz değişiklik biraz farklı birşeyler bakabilirim darken kendimi NHL’le tanışmış buldum.

Değişim güzeldir
EA Games, NHL’nin yenisini bu sene yeniden çıkardı. Gelelim oyundaki durumlara. NHL’nin grafikler daha güzelleşmiş serpilmiş. Eski oyunlara göre daha fazla etkileyicilik var. Yenilenen grafik motoru görsel anlamda yapıma artı puan kazandırıyor. Ama arada sırada bazı ufak hatalar day ok değil. EA Games’in en sevdiğim yanlarından biri genel olarak oyunlardaki sesleri iyi kotarmasıdır. Aynı şekilde NHL’de de bunu görebiliyoruz. Güzel grafiklerin üstüne kaliteli ses kısmı eklenince NHL teknik konularda güzelliğini kanıtlamış oluyor.

Yapımda bu sene yenilikler gerçekten dikkat çekiyor. İlk olarak yenilenen grafikler göze çarpıyordu. Bununla beraber oyun içinde de farklılıklar var. Bunların en başında artık antrenmanlarda kendi oyun biçimimizi oluşturmamız geliyor. İstediğiniz biçimi antrenmanlarda yapıp bunu sonrada maçlarda uygulayabiliyoruz. Kolay gibi dursa da kendimizin geliştirdiği bir biçimi rakiplere karşı uygulamak, bunu takıma monte etmek aslında zor. Çünkü gerçekten oyuna hakim olmanız gerekiyor. Takımınızı, oyunu, rakipleri iyi okumanız ve analiz etmeniz lazım. Böylece kendinizin oluşturdukları başarılı olabilir.

Kendini geliştirme
Yapım içinde olan yeniliklerden bir taneside artık oyuncularımızın kendilerini geliştirebilmeleri. Ancak bu geliştirme tabii ki çok geniş çaplı ve ayrıntılı değil. Sadece oyuna biraz yenilik katmak ve değişiklik yapması açısından hoş bir ayrıntı olmuş diyebiliriz. NHL 08′de yeni bir özellik olarak “Goalie Modu” bulunuyor. Bu modda kalecinin kontrolü bize geçiyor. Artık takımımızın herşeyi kendi elimize geçmiş bulunuyor. Amacımız belli rakip takıma sayı vermemek, pakı engellemek.

Geliştirilen kontroller de NHL 08′de bizlere daha çok esneklik ve hakimiyet sağlıyor. Böylece gerekli olan yerlerdeki kritik müdahalelerde geç kalmıyoruz, yerli yerinde anlık hamlelerimizi yapabiliyoruz. Bunlar göz önüne alındığında kontroller açısından oyunda çok güzel bir geliştirme olmuş. NHL 08′de en göze çarpanlar controller, Goalie Modu ve grafikler olmuş.

Yerinde kendi içinde harika
Yapım içinde lisanslı olarak toplamda 29 takım bulunuyor. Tüm oyuncuları ve takımları görebilirsiniz. EA Games’in Online ligine bağlanıp oynamak gibi güzel bir Multiplayer imkanı var. Genel olarak toparlayacak olursak NHL 08 Amerikan Buz Hokeyi’nin oyunu. Farklı bir spor dalında oyun arıyorsanız kaliteli bir yapım. Kesinlikle başında zaman geçirtebiliyor. Gerek grafikleri gerekse geliştirilen özellikleriyle EA harika bir iş çıkartmış.

http://rapidshare.com/files/55725958/NHL_08.part15.rar
http://rapidshare.com/files/55725153/NHL_08.part17.rar
http://rapidshare.com/files/55724965/NHL_08.part11.rar
http://rapidshare.com/files/55724620/NHL_08.part01.rar
http://rapidshare.com/files/55724454/NHL_08.part08.rar
http://rapidshare.com/files/55724445/NHL_08.part19.rar
http://rapidshare.com/files/55724220/NHL_08.part12.rar
http://rapidshare.com/files/55724164/NHL_08.part03.rar
http://rapidshare.com/files/55724026/NHL_08.part20.rar
http://rapidshare.com/files/55723805/NHL_08.part13.rar
http://rapidshare.com/files/55723796/NHL_08.part04.rar
http://rapidshare.com/files/55723769/NHL_08.part16.rar
http://rapidshare.com/files/55723660/NHL_08.part24.rar
http://rapidshare.com/files/55723603/NHL_08.part18.rar
http://rapidshare.com/files/55723575/NHL_08.part14.rar
http://rapidshare.com/files/55723562/NHL_08.part23.rar
http://rapidshare.com/files/55723543/NHL_08.part10.rar
http://rapidshare.com/files/55723526/NHL_08.part07.rar
http://rapidshare.com/files/55723493/NHL_08.part21.rar
http://rapidshare.com/files/55723490/NHL_08.part25.rar
http://rapidshare.com/files/55723471/NHL_08.part09.rar
http://rapidshare.com/files/55723435/NHL_08.part22.rar
http://rapidshare.com/files/55723422/NHL_08.part06.rar
http://rapidshare.com/files/55723416/NHL_08.part02.rar
http://rapidshare.com/files/55723404/NHL_08.part05.rar


Create Your Glitter Text

farcry


Get your own Chat Box! Go Large!

21

Oca

Half-life’ın çıktığı günü dün gibi hatırlıyorum. Hayatımda çok önemli bir dönüm noktası olmuştu. Grafikleri, oynanabilirliği, ilk defa gördüğümüz oyun içi videoları ile ağzım açık kalmıştı. Yılın oyunu seçilmesine hiç şaşırmamıştım çünkü o potansiyele ve fazlasına sahipti. Half-life 2′yi beklerken bir anda karşımıza Doom 3 çıktı. E3 fuarından sızdırılan alpha versiyonu ile bir kez daha ağzımız açık kalmıştı. Oyun dünyası bu gelişmeler ile sallanırken, başında 3 Türk kardeşin bulunduğu Crytek firması bir bomba daha patlattı. İlk başta grafik motoru hazırlayıp satmayı düşünürlerken, motoru oyun yapıp tanıtmayı tercih ettiler, bence çok da doğru bir karar verdiler.

Herşey sadece bir roket ile başladı
Oyun daha çok bir teknoloji şovu gibi gözükse de konu es geçilmemiş. Jack Carver olarak, yatımızla çıktığımız gezintinin en güzel zamanlarında yanından geçtiğimiz adadan bize atılan roket ile hayatımız bir anda değişiyor. Olaydan sadece bir kaç saniye önce jetski ile adaya doğru yol alan kız arkadaşımız bu patlamadan etkilenmiyor. Derken kendimizi kıyıda buluyor ve neler olduğunu anlamak için araştırmalar yapmaya başlıyoruz. İlerledikçe konu değişiyor, farklı durumlarla karşılaşıyoruz. Olaylar bizi değişim geçirmiş yaratıklar ile bile yüzyüze getiriyor.

Koli koli adacık, baya bir poligon tabi
Farcry, gözden görünüş diye tabir ettiğimiz, FPS türü oyunlardan biri. Oyun hakkında hepimizin bildiği, bilindik durumlardan sadece biri bu. Bütün konunun adalarda geçmesi, oynanışın bu denli gerçekçi olması pek türüne rastlanmaz bir yapım olmasını sağlıyor. Adalardan bahsedelim. İlk başta düştüğünüz ada boyut olarak fazla büyük değil, fakat çevresinde o kadar çok adacık var ki bir şekilde hep adalarda dolaşıyorsunuz. Bol bol bot kullandığınızı tahmin edersiniz herhalde. İsteğe göre yüzerek de geçebilirsiniz. Burada gerçekçilik ufak ufak kendini göstermeye başlıyor. Eğer suda yüzerken fark edilirseniz çekerim silahı vururum diye düşünmeyin, çünkü suda silahlar çalışmıyor. Aynı şekilde koşa koşa düşman avlamak da mümkün değil. Mutlaka durmalı, düzgün nişan almalısınız. Hatta dürbünlü tüfek ile yüzlerce metre ilerideki bir yeri vurmak isterseniz “space” tuşunu basılı tutup bir süre nefesinizi tutmanız gerekiyor ki, namlu fazla sallanmasın. Yapacağınızı görevi “tab” tuşu yardımı ile görebildiğiniz gibi, sol alt köşedeki radar ile de gidiş yolunun ne yönde olduğunu görebiliyorsunuz. Yani bazı oyunların tersine iyi derecede ingilizce bilmeseniz bile Farcry oynamak pek sorun olmuyor. Ada tamamen askerler ile dolu olduğundan görevleriniz sırasında mümkün olduğunca saklanarak ilerlemek çok önemli. İlla ben çatışmaya girmek istiyorum derseniz zaten oyun size bu fırsatı ilerledikçe veriyor. Bazı yerleri geçmek için mecburen sürüyle askeri öldürmeniz gerekiyor.

Yapay zeka çok akıllı be!!
FPS oyunlarının kaderi genelde yapay zekaya bağlıdır. Düşmanlarınız ne kadar mantıklı hareket ediyorsa, oyunun oynanma süresi o kadar artar. Farcry, bu noktada çıtayı çok yüksek bir seviyeye çıkartmış. Öncelikle hazırlanan bir sistem ile düşmanlarınız sizin oynayışınıza göre hareket edebilme yeteneğindeler. Biraz açalım. Diyelim ki ilk defa bu tarz bir oyun oynuyorsunuz, bu durumda bir süre oynanışı çözene kadar düşmanlarınız da sizi fazla görmüyorlar, olayı kapıp da sessiz sessiz gezinip, saklanarak düşman avlamaya başladığınızda, oyuna başlarken seçtiğiniz zorluk seviyesini sonuna kadar zorluyorlar. Uzak mesafelerden dürbünle sizi fark edip, telsiz ile o civarı asker yığıyor, çevrelerinde zırhlı araçlar var ise 2-3 kişi onlara binip geliyorlar. Oyuna adapte oldukça onlar da size göre oynamaya başlıyorlar. Ben bu tarz oyunlarda çok tecrübeli olduğumdan, orta seviyenin üstünde bir zorluk ile başladım. Karşıma 2 düşman çıktı. Biri beni gördü ve diğerine “şurada biri var sen sağdan dolaş” dediğini duydum. Bir kaç saniye sonra çevrede kimseyi göremedim. Malum ada ortamında olduğumuzdan ötürü heryer ağaçlık. Derken bir yerlerden ateş açılmaya başladı fakat nereden olduğunu çözemedim. Bu sırada kendini ağaçların arasında kaybetmeyi başaran diğer düşmanım, benim arkamdan dolaşarak bir güzel öldürdü. Tabi ki ilerleyen bölümlerde ben de onlara buna benzer şakalar yapmaya başladım fakat bu durum benim daha dikkatli olmamı sağladı. Siz onlar için taktikler geliştirirken, onlar da sizin taktiğinize göre hareket etmeyi öğreniyorlar.

Bu oyun fazla gerçekçi
Yazımın okuyucu açısından en acı kısmına geldik, grafik. Farcry’ın aslında bir teknoloji demosu gibi olduğunu anlatmıştım. Dolayısı ile satılacak bir motorun gerçekten kaliteli olması gerekir. Öncelikle geliştirilen POLYBUMP sisteminden kısaca bahsedeyim. Bu sistem, 250bin poligon ve render edilmiş haliyle karşımıza çıkan bir modeli, sadece 1500 poligon ve real-time olarak hazırlayabiliyor. Türkçesi, uzun uğraşlar sonucu hazırlanan, çalışması için çok iyi ekran kartları isteyen gerçekçi modelleri, bu sayede daha az zamanda hazırlanıp, normal sistemlerde de çalışabiliyor. Bunu okuyup da yırttık diye düşünmeyin. Bırakın “High” düzeyde grafikler ile oynamayı, oynayabilmek bile çok zor. Dediğim gibi tam bir görsel şov olan Farcry’ı oynayabilmek için en az 2Ghz işlemciniz, 512Mb Ram’iniz ve 64Mb DirectX 9 destekli bir ekran kartına ihtiyacınız var. Eğer ekran kartınız DirectX 8 destekliyorsa oyun çalışıyor fakat hazırlanan onca efektten mahrum kalacaksınız demektir. Bütün görselliklerden en iyi şekilde yararlanabilmek için 3Ghz’lik bir işlemciye, 1024Mb Ram’e ve nVidia FX 5950 yada ATi 9800 ekran kartına ihtiyacınız var. Oyuna girdiğinizde neden bu kadar güçlü sistem istediğini anında anlıyorsunuz. Bir su efekti var ki akıllara zarar. Yüzlerce metreden dürbün yardımı ile yüzen balıkları görebiliyorsunuz. Çevredeki neredeyse bütün nesneler etkileşimli. Ateş ettiğinizde düşüyorlar, kırılıyorlar, aklınıza gelen her durum var. Merdivenden aşağıya attığınız her nesne farklı şekilde düşüyor, ölü insanlar daha yavaş kayarken, içi boş bir varil patır kütür düşüyor. Ateş ettiğiniz düşmanlarınız neresinden vurursanız ona göre tepki veriyor ve öldüklerinden gözleri kapalı oluyor. Bu tarz detaylı ayrıntılar matematiksel hesaplamalar ile gerçekleştiğinden ötürü işlemcinizin çok hızlı olması gerekiyor. Sesler, ayrıntılı oynanabilirlik, sağlanan atmosfer derken çok arkada kalıyor. Müzikler olaylara göre tepki verdiğinden ötürü dikkat çekiyor.

Son Sözler :
Farcry, geliştirilen olağanüstü yapay zekası, görsel olarak yaşattığı tecrübe, sizi içine hapseden atmosferi ile kesinlikle FPS türleri arasında 1 numara. Doom 3, Half-life 2 gibi beklenen diğer FPS oyunlarının işi gerçekten çok zor.

Ekran Görüntüleri:


Create Your Glitter Text

puan durumu 20..hafta


Get your own Chat Box! Go Large!
TURKCELL SÜPER LİG , 2007-2008
S TAKIM O G B M A Y P
1 Galatasaray 20 13 6 1 39 14 45
2 Fenerbahçe 20 13 5 2 41 20 44
3 Sivasspor 20 14 1 5 33 17 43
4 Beşiktaş 20 13 4 3 31 18 43
5 Kayserispor 20 9 8 3 30 17 35
6 GB Oftaşspor 20 7 7 6 22 19 28
7 Ankaragücü 20 6 7 7 21 27 25
8 Konyaspor 20 7 4 9 24 35 25
9 Denizlispor 20 6 6 8 25 26 24
10 Gaziantepspor 20 7 3 10 24 32 24
11 Trabzonspor 19 6 4 9 23 26 22
12 B.Ş Belediyespor 20 5 6 9 24 27 21
13 Ç. Rizespor 19 6 3 10 21 36 21
14 Ankaraspor 20 4 8 8 19 23 20
15 Bursaspor 19 4 8 7 17 21 20
16 Manisaspor 20 5 5 10 26 33 20
17 G.Birliği 19 4 6 9 24 29 18
18 Kasımpaşa 20 2 3 15 15 39 9
| 2001-2002 | 2002-2003 | 2003-2004 | 2004-2005 | 2005-2006 | 2006-2007 | 2007-2008 |
|


Create Your Glitter Text

Kupadaki rakibimiz Ç.Rize


Get your own Chat Box! Go Large!
Kupadaki rakibimiz Ç.Rize
Fortis Türkiye Kupası çeyrek finalinde Ç. Rizespor ile eşleştik


Fortis Türkiye Kupası'nda kuralar çekildi ve çeyrek finalde Beşiktaşımızın rakibi Ç.Rizespor oldu. Fortis Türkiye Kupası Statüsü gereği çeyrek final kuralarında seribaşı uygulaması yapılmadı. Çeyrek finalin ilk maçı 2 Şubat'ta Rize'de, rövanş ise 26 veya 27 Şubat'ta İnönü Stadı'nda oynanacak. Son iki yıldır kupayı müçemize götüren takımımız, bu sene de kupanın en büyük favorisi.

Çeyrek final eşleşmeleri:

Çaykur Rizespor - Beşiktaş
Fenerbahçe - Galatasaray
Gençlerbirliği OFTAŞ Spor- Kayserispor
Adana Demirspor - Gençlerbirliği


Create Your Glitter Text